Hani dedim ya, artık 'Bunların hepsini okudun mu?' sorusuna sinirlenmiyorum diye. Bu sorunun muhatapları bilirler ki hemen ardından tavsiye ya da ödünç kitap isteği gelir. O gün de öyle oldu. Ben de bir süredir bir cömertim ki kitaplar konusunda, sormayın. Benim için özel değeri olan kitaplar hariç, kalanları çoğunlukla hediye eder oldum. O gün de misafirim benden ödünç kitap isteyince kitaplığımı şöyle bir karıştırdım. Üstün Dökmen'in Ladesçi'sini gördüm. Taaa lisede okumuştum. Hoşuna gideceğini düşünerek hediye ettim. Vermeden önce sayfalarının arasında bir şey kalmış mı diye bakınırken bir de ne göreyim? Arka kapağın iç tarafında şu not:
Yıl 2009 ya da 2010, Lise sondayız işte. O ara birkaç arkadaşım benden ödünç kitap istemiş. O vakitler bu konuda çok cimriyim. Fakat isteyenler, güvendiğim kişiler olduğu için verebiliyorum. Psikolojiye meraklı eski sıra arkadaşım değerli dostum molla da benden psikolojiyle alakalı kitaplar istemiş. Ben de hiç okumuyorum ya öyle kitap, elimdeki tek psikolojik roman olan Ladesçi'yi verdim. Malum son sınıfız, üniversite sınavı, bunalım haller... Molla kitabı bana uzun süre geri vermedi. Arada bir de soruyorum kitabı. Hayır sanki ne yapacaksam? Neyse en sonunda bitirip geri verdi, tabii o not ile birlikte. İşin espirisi şu ki, ben o notu geçen Pazar günü fark ettim. Çok küçük bir not bile olsa beni birden lise anılarıma götürdü ya nasıl duygulandım.
Lise yılları güzeldi be...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder